Sebze Bahçesinden İlham Alan Kokular

Sınırlı sayıda sezon koleksiyonu

Daha Fazlasını Keşfedin

Sebze Bahçesinden İlham Alan Kokular

Okuma süresi: 8 dakika

«Meyveler bu kadar yeter, biraz da sebzelerle eğlenelim!” Jo Malone London Global Koku Direktörü Céline Roux, dört yıl önce bu iddialı açıklamayı yaptığında belki de yarı şaka yapıyordu; ancak tam o an, zihnine bir fikrin ilk tohumları ekilmişti bile.
Bu fikir; onu uzman parfümörler Mathilde Bijaoui ve Anne Flipo ile birlikte, Londra’nın o çok sevilen hobi bahçelerinden, bir zamanlar Vita Sackville-West ve Harold Nicolson’a ev sahipliği yapmış olan ikonik Sissinghurst Kalesi’ne ve oranın artık bir efsaneye dönüşen bahçelerine uzanan bir keşif yolculuğuna çıkaracaktı. Tipik bir İngiliz bostanını böylesine kusursuzca işlenmiş lüks colognelara dönüştürebilecek bir koku markası varsa, o kesinlikle Jo Malone London’dan başkası olamazdı.

Ne de olsa bu marka; deniz esintisinden beş çayına, arpa tarlalarından güneşin ısıttığı meyve bahçelerine kadar İngiliz yaşamından zamansız kesitleri yakalama ve bunları zarafet, modernlik, oyunbazlık ve sürprizler arasında mekik dokuyan, son derece arzulanan kokulara dönüştürme konusunda köklü bir deha.
Geleneksel İngiliz bahçe kültürüne zarif bir saygı duruşunda bulunan, neşeli ve sezonluk bir cologne ve ev kokusu koleksiyonu olan "Veggies", Jo Malone London’ın o keyifli, kendine has ve sıra dışı felsefesinin kusursuz bir yansıması.

"Kökleri toprağa bağlı olan bir şeyde, göz ardı edilemeyecek saf bir güzellik gizlidir. Öylesine zengin ki; içinde hem toprağın o derin dokusunu hem de bütünüyle bozulmamış bir özgünlüğü barındırıyor."

“Sadece toprakta büyüyen bir şey istediğimi biliyordum,” diyor Céline, bu koleksiyonun doğuşunu sağlayan o ilk kıvılcımı gülümseyerek hatırlarken. “Kökleri toprağa bağlı olan bir şeyde saf bir güzellik gizlidir. Öyle zengin bir his ki; içinde hem toprağın o derin dokusunu hem de bütünüyle bozulmamış bir özgünlüğü barındırıyor.” Biraz merak, biraz da oyunbaz bir hayal gücünden beslenen bu içgüdünün meyvesi ise karşı konulmaz üç imza cologne oldu: Scarlet Beetroot, Velvety Butternut ve Carrot Blossom.
“Pek çok bahçeyi ziyaret ettik,” diye anımsıyor. “Sissinghurst’te sadece her şeyi koklamak; hem bahçelerin hem de farklı toprak türlerinin kokularından ilham almak istedik. Ancak bunun da ötesinde, şehir bostanları fikri beni her zaman çok cezbetmiştir. İnsanların Londra gibi bir metropolün tam ortasında bile kendi havuçlarını ve şifalı otlarını yetiştirebilmesini, yani nerede olurlarsa olsunlar doğaya tutunma arzusunu çok seviyorum... İşte bu koleksiyon, kendi halinde büyüyen ve el değmemiş o ham ögeleri alıp onlara modern ve taze bir yorum katıyor. Ben buna ‘dokulu bir ferahlık’ diyorum.”

Ve doğrusu, özenle bakılmış bir bostandan daha köklü bir İngiliz geleneği bulmak zordur: sessiz bir gurur, kusursuz bir düzen hissi ve sabırla harmanlanan küçük bir günlük bakımın, günün sonunda sizi harika bir şeyle ödüllendireceğine olan o inanç...
Tanıdık, mütevazı ama bir o kadar da beklenmedik güzelliklerle dolu; topraktan yeni koparılmış yakut kırmızısı bir pancarın anlık parıltısı, bir kış kabağının kadifemsi kıvrımları ve parmaklarınızın arasında ezilen havuç yapraklarının o hafifçe tatlı, zarif kokusu... İşte bu koleksiyon tam olarak bu hissi yakalıyor: Günlük olanı zirveye taşıyor; tanıdık olanı ise çok daha rafine ve oyunbaz bir mercekten sunuyor.

Yine de amaç hiçbir zaman topraktan yeni çıkarılmış bir havucu ya da çamurlu bir pancarı motamot bir kokuya dönüştürmek değildi. Céline’in vizyonu her zamanki gibi netti: Sınırları zorlamak, nüanslarla oynamak ve o vazgeçilmez "beklenmedik" elementi formüle dahil etmek.
“Parfümörlerden kokuya biraz paçuli eklemelerini istedim. Tüm kokuları birbirine bağlayan ortak bağ bu oldu,” diye açıklıyor. “Koleksiyona o arzulanan topraksı derinliği kazandırırken, ferahlığından hiçbir şey eksiltmiyor.”

İşte bu kusursuz denge, koleksiyonun kalbini oluşturuyor. Bu üç cologne aynı koku ailesinin birer parçası olarak yan yana dursalar da, her birinin kendine has, net bir karakteri var.
Scarlet Beetroot, serinin en canlı ve tabiri caizse en dışa dönük üyesi. Pancar, bahçede ne kadar belirgin ama mütevazıysa; bir kokunun içinde o kadar beklenmedik ve coşkulu bir neşeye dönüşüyor. Koku, frenk üzümünün sulu, enerjik ve adeta kabına sığmayan canlı patlamasıyla açılıyor; ardından yerini pancarın canlı olduğu kadar tene de zahmetsizce yakışan, yumuşak ve topraksı tatlılığına bırakıyor. Céline, “Bence bu çok renkli, eğlenceli ve mutluluk veren bir koku,” diye açıklıyor. Modunuzu anında yükselten cinsten bir koku bu...
Buna karşılık Carrot Blossom ise işin romantik yüzü. Céline onu, “Baskın olmadan ışık saçan, hafif rezene dokunuşlu, taze ve çiçeksi bir koku” olarak tanımlıyor. Üçünün en zarifi: Gün ışığının henüz çok narin olduğu anlarda, bahçede yapılan bir sabah yürüyüşü hissi veren, rafine ve yumuşak bir tatlılık... Portakal çiçeği dokunuşu kokuya çiğ damlası berraklığında bir parlaklık katarken, beyaz misk akoru ise onu havadar ve modern tutuyor.
Ve son olarak, konfor tutkunlarının rüyası: Velvety Butternut... “Çok kremsi,” diyerek onaylıyor Céline. “Sıcak, sarmalayıcı ve hafif fındıksı dokunuşlara sahip. Gerçekten bağımlılık yaratacak kadar çekici.”

Céline’in bahsettiği o pürüzsüz, sarmalayıcı sıcaklık, en sevdiğiniz kaşmir kazağı teninizde hissettiğiniz o eşsiz duyguya benzetilebilir. Üst notalardaki zencefil kıvılcımı kokuya ilk anda hafif bir canlılık katıyor; ardından tonka fasulyesi ve paçulinin derinliklerine inerek gövde kazanıyor ve sakinleşiyor.
Céline bu kokuyla özellikle gurur duyuyor. Kokuyu bileğine sıkıp gülümseyerek ekliyor: “Doğru sıcaklık, sofistike duruş ve odunsu katmanları yakalamak çok zor olduğu için formülü tamamlamak uzun zamanımızı aldı. Ama kesinlikle buna değdi.”

Elbette Jo Malone London, kokunun sadece tene sıkılan değil, aynı zamanda evde de yaşatılan çok duyulu bir deneyim olduğunu her zaman bilir. İşte bu yüzden koleksiyonda Green Tomato Vine mum ve difüzörler ile Tomato Leaf sıvı el sabunu da yer alıyor.
Céline, “İlk andan itibaren kendini belli eden, adeta anında uyum yakalayan bir koku oldu,” diyor. “Doğru formülü bulduğumuzu hemen anladık ve bu kokuya kelimenin tam anlamıyla aşık olduk.”
Mumu yakın, ellerinizi yıkayın ve bir anda kendinizi yaz mevsimine ışınlanmış gibi hissedin: Domates yapraklarının o ayırt edici, taze yeşil kokusu, salkımların çıtır dokusu ve bahçenin o topraksı ferahlığı... Tıpkı yılın ilk sıcak sabahında mutfak pencerelerini ardına kadar açmak gibi. Parlak yeşil şık bir cam tasarıma sahip olan bu özel mum, kokusu kadar dekoratif duruşuyla da göz dolduruyor; mum bittikten çok sonra bile zevkle sergilemeye devam etmek ve farklı bir amaçla yeniden kullanmak isteyeceğiniz cinsten — belki de şık bir çiçek saksısı olarak?

Ve detay tutkunları için küçük bir not: Evet, domates teknik olarak bir sebze değil, meyvedir. Ancak Céline bu yolculuğa her ne kadar “Meyveler bu kadar yeter, biraz da sebzelerle eğlenelim!” diyerek başlamış olsa da, bu koku öylesine leziz ve kusursuz ki, bu küçük kaçamağı kesinlikle affedeceğinizden eminiz.

Hikayenin Ürünlerini Keşfedin